Ürün Sepetinize Başarıyla Eklendi
Milli Mücadele Kahramanları Seti - 9 Kitap - Ali Güler -Halkkitabevi

Milli Mücadele Kahramanları Seti - 9 Kitap

Stok Kodu
11889287645621
Kapak Türü
Karton Kapak
Kağıt Türü
2. Hamur
Dili
Türkçe
200,00TL
%70 İNDİRİM
59,00TL
Taksitli fiyat : 9 x 7,21TL
Stokta var
11889287645621
637550
Milli Mücadele Kahramanları Seti - 9 Kitap
Milli Mücadele Kahramanları Seti - 9 Kitap
Halk Kitabevi
59.00

Dünya Lideri Atatürk

Zaman, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü büyütmekte ve güçlendirmektedir. Atatürk'e yapılan densiz saldırılar, onu yıpratmaz, daha çok anlaşılmasını sağlar.
 
Dünya onu hem savaşın hem barışın kahramanı olarak bilmektedir. 5 kıta 80 ülke dolaştım, tüm coğrafyalarda Atatürk'le karşılaştım. Atatürk, hakkında en çok kitap yazılan liderdir. Atatürk, en çok kitap okumuş liderdir.
 
Dünya gezilerimden ve kütüphane araştırmalarımdan oluşan bu kitap başta gençler olmak üzere Atatürk'ü anlamak, anlatmak isteyen herkese armağan olsun.
 
MUSTAFA BALBAY

İsmet İnönü

İsmet İnönü, 1884 yılında İzmir'de doğdu. Babası Hacı Reşit Bey, annesi ise Cevriye Temelli Hanım idi. Öğrenim hayatına Sivas'taki bir mahalle mektebinde başladı ve
Mülkiye İdadisi'nde devam etti. 1897 yılında İstanbul'a geldi ve Mühendishane-i Berri-i Hümayun'a (Topçu Lisesi) girdi. Daha sonra Erkan-ı Harbiye Mektebi'ne girdi ve buradan 26 Eylül 1906'de birincilikle mezun oldu. Mezun olduktan sonra Edirne'deki İkinci Ordu'ya atandı. Bu sırada Fethi Okyar'ın aracılığı ile İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girdi. 1910 yılında Yemen'de başlayan ayaklanmanın bastırılmasında görev aldı. Burada 3 yıl kaldı. 1912'de binbaşılığa yükseldi. Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi'nde görev aldı. Burada Mustafa Kemal Paşa'nın emrinde çalıştı. 12 Ocak 1917'de Dördüncü Kolordu Komutanlığı'na atandı. 1917 yılında Filistin Cephesi'nde ilk olarak Yirminci Kolordu Komutanlığı'na, daha sonra ise Üçüncü Kolordu Komutanlığı'na atandı. Buradaki görevinin ardından da Harbiye Nezareti'nde görev aldı.

1920 yılında Mustafa Kemal'in daveti üzerine Anadolu'ya geçti ve Batı Cephesi Komutanlığı'na getirildi. Çerkez Ethem'in başlattığı ayaklanmanın bastırılmasını sağladı. "Birinci İnönü Savaşı" olarak bilinen savaşta Yunanlıların ilerleyişini durdurdu. Bunun ardından Mirliva rütbesine terfi etti. Lozan Barış Konferansı'na Türk Heyeti Başkanı olarak katıldı. 1923 yılından 1937 yılına kadar -çok kısa bir süre hariç- başbakan olarak görev yaptı. 20 Eylül 1937'de Atatürk'ün isteği üzerine Başbakanlık'tan çekildi. Atatürk'ün ölümünden sonra TBMM tarafından cumhurbaşkanı olarak seçildi. 1950'de Demokrat Parti'nin seçimleri kazanması üzerine muhalefete düştü. 27 Mayıs Darbesi'nin ardından 1961 yılında Cumurbaşkanı Cemal Gürsel tarafından hükümeti kurma görevi verildi. 1965 yılında bu görevden ayrıldı. 8 Mayıs 1972'de CHP Genel Başkanlığı görevinden istifa etti. İsmet İnönü, 25 Aralık 1973 günü hayatını kaybetti.

Fevzi Çakmak

Türkiye’nin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Paşa’dan sonra ikinci Mareşal rütbesindeki komutanı ve Atatürk’ün en yakın silah arkadaşlarından biri olan Fevzi Mustafa Çakmak, asker ve siyaset adamı olarak tarihe mal olmuş biridir. Yine Gazi Mustafa Kemal’den sonra ikinci başbakan olarak görev yapmış ve aynı zamanda Cumhuriyet dönemi ilk genelkurmay başkanı olmuştur. Mareşal Fevzi Mustafa Çakmak, Türkiye Cumhuriyeti’nde en uzun Genelkurmay Başkanlığı yapan askerdir. Atatürk’ün yaşadığı bütün dönemlerde Genelkurmay Başkanı olarak Fevzi Mustafa Çakmak bulunmuştur.
 
Türkiye Cumhuriyeti’nin öncü kurucularından olan Fevzi Çakmak Paşa’nın hayatına kısa bir göz attığımızda “Milli Mücadele”de Milli birliği temin eden bir lider, savaş meydanlarında efsanevî bir kumandan, ülkeye yön veren 17 Mareşal Fevzi Çakmak kadronun siyaset adamlarından biri ve milletin çehresini değiştiren kudretli bir inkılâpçı olarak karşımıza çıktığını görürüz. Bu anlamda Fevzi Çakmak Paşa, sadece bir asker olarak değil, fikir ve hareket adamı olarak da varlığını sürdürebilmiş ender liderlerden biri olmuştur. Liderlik, Fevzi Çakmak Paşa’nın yaşamının her döneminde daima ön plana çıkan bir özelliği olmasına rağmen o lider olarak hep Gazi Mustafa Kemal’i görmüş ve onun en yakın destekçisi ve arkadaşı olmuştur.
 
Fevzi Çakmak Paşa gibi liderlerin gelecek nesiller tarafından bilinmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesinin devam etmesinin önemli öğelerinden biridir. Çünkü Fevzi Çakmak Paşa, söz konusu vatan olduğu zaman başka şeylere değer vermemiş, ülkenin kurtuluşu için ne gerekiyorsa fedakârca yerine getirmiştir. Bu anlamda millet olarak başta Gazi Mustafa Kemal ve Fevzi Çakmak Paşa gibi Mareşallerle diğer kurucu öncülere vefa borcumuz vardır

Kazım Karabekir

Millî Mücadele ve Cumhuriyetin kurucu kadrosu içinde yer alan Mustafa Kemal Atatürk, Ali Fuat Cebesoy, Kâzım Karabekir, Refet Bele, Rauf Orbay, İsmet İnönü gibi dönemin siyasi ve askeri şahsiyetleri Osmanlı Devleti’nin son döneminde yetişmiş, bir imparatorluğun ellerinden kayıp gidişini her cephede yaşadıkları ağır travmalarla görmüş, bir büyük yangının küllerinden yeni bir Türk devleti çıkarmayı başarabilmiş tecrübeli insanlardır.
Bu insanlar arasında gerek Millî Mücadele gerekse sonrasında devletin kuruluşu ve yapılandırılması sırasında izlenecek yol ve yöntem ile bunların zamanlaması konularında zaman zaman görüş ayrılıkları olmuştur. Bunlar da doğaldır. Karabekir Paşa da bu nedenlerle Atatürk’le ters düşmüştür.
Fakat Kâzım Karabekir, Mustafa Kemal Atatürk’ün “alternatifi” değildir. Bu iki isim birbirlerinin “düşmanı” da değildir. Karabekir Paşa, 1919’un o en zorlu günlerinde “Emrinizdeyim Paşam!” diyerek askerlikten istifa eden Mustafa Kemal Paşa’ya destek verirken de, muhalefete düştüğü zor zamanlarda da samimi ve dürüst davranmıştır. Mustafa Kemal Paşa da onun için, TBMM’nde yaptığı bir konuşmada birçok övücü söz söyledikten sonra “tarihe geçecek onun yaptığı şeyler” demiştir.

Bin Yıllık Hesaplaşma: Lozan

Lozan, “Bin Yıllık Hesaplaşma”dır. Bu kimilerine bu garip gelebilir. Fakat Lozan tarihsel süreç içinde değerlendirildiğinde gerçek budur. Lozan’da sadece Birinci Dünya Savaşı’nın değil, Türk Milleti’nin Batıya yürüyüşünün, “Şark Meselesi” bağlamında hesabı görülmek istenmiştir. Sevr dayatmasını Milli Mücadele sayesinde elimizin tersiyle itmemize rağmen önümüze ağır bir “hesap” (fatura) konulmuştur. Tutanaklardaki tartışmalara bakıldığında görülecektir ki; Lozan’daki kavga “Hilal ile Haç”ın kavgasıdır. Onun için Lozan Bin Yıllık Hesaplaşma’dır.
 
Atatürk ve arkadaşlarının sayesinde Lozan’da Hilal, Haç’ın karşısında eğilmemiştir. Anadolu’da yeni bir bağımsız Türk devleti vücut bulacaktır. Bu devletin Misak-ı Milli ile hedeflenen temel esasları Lozan’da tescillenmiştir: Türkiye Cumhuriyeti, tam bağımsız, üniter/ulus devlet ve laik demokratik cumhuriyet olarak tarih sahnesindeki yerini almıştır.
 
Misak-ı Milli hedefleri açısından Lozan’da gerçekleştiremediğimiz konular vardır. Fakat Türk milleti o hedeflerinden vazgeçmiş değildir. Nitekim “Boğazlar” konusu ve “Hatay” meselesi Atatürk ve arkadaşları tarafından sonraki süreçte lehimize çözülmüştür. Musul ve diğer bazı meseleler bugünkü ve yarınki Türk çocuklarının hedefleri içerisindedir ve onların vatan sevgilerine emanettir.
Yrd. Doç. Dr. Ali Güler

Türk'ün Unutulan Yemini: Misak-ı Milli

Misâk-ı Millî bir yönüyle Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyet’in arka planını oluşturan bir siyasi ve hukuki belgedir. Bir Meclis kararı olduğu için meşruiyeti olan ve onu esas alan kurucu kadronun meşruiyetini de sağlayan bir belgedir. İkinci olarak, Misâk-ı Millî, Türk çoğunluğuna dayalı bir Türk vatanının sınırlarını çizmiştir. Bunu da dönemin uluslararası hukukuna dayanarak yapmıştır. İmparatorluğun dağılması sürecinde yeni Türk Devleti’nin hem insan hem de toprak unsurlarını gerçekçi ve insani değerlere dayalı olarak belirlemiştir. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının, Milli Mücadele’nin siyasi ve askeri süreçlerini takip ederken dayandıkları yegâne belge Misâk-ı Millî olmuştur. Kurtuluş Savaşı’nın ardından imzalanan ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni var eden Lozan Antlaşması da bir kurucu antlaşma olarak Misâk-ı Millî kararlarına dayandırılmıştır. Yrd. Doç. Dr. Ali Güler, bu eserde arşiv belgelerine dayalı olarak Misâk-ı Millî’yi her yönüyle ele almakta, okuyucuları Türk’ün Unutulan Yeminini hatırlamaya davet etmektedir. Etrafımızda gelişen son olaylar buna ihtiyacımız olduğunu göstermektedir.

Kahraman Kadınlar

Hanımlar!
 
Bu kadar acıdan sonra, bu kadar ayrılıktan sonra, yan yana çektiğimiz bu kadar hasretten sonra, kurtuluş günleri geldi. Siz, bu kurtuluş günlerini bize kazandıran aziz şehitlerin, gazilerin anaları, arkadaşları, kız kardeşleri! Artık sevinin, sevinmek hakkınızdır, bayram edin, en büyük bayrama erdiniz; büyük bayramınız mübarek olsun!
 
Anadolu kadınları!
 
Bu gaza diyarında bin seneden beri, ateş ve cenk yerlerine oğullarını koşturan Anadolu kadınları, bin senedir oğulları daima uzak yerlerde ölen, yetiştirdikleri oğulların mezarları nerededir bilinmeyen Anadolu kadınları! Kurtuluş günleri, kavuşma günleri geldi; sevinin, bayram edin!
 
Cihan Harbi’nden beri, ardı arası gelmeyen bir cenk için, ağzından bir şikâyet sözü çıkmadan, nesi varsa hepsini veren Anadolu kadınları! Erkekleri kan ve ateş yerlerinde savaşırken, uzak denizlerin kıyılarından orta yaylalara doğru, günlerce, haftalarca, çıplak ayakları, giyimsiz sırtlarıyla kurşunları, top mermilerini taşıyan Anadolu kadınları! Batıda, doğuda, kıblede, bütün cephelerin arkasında memleketi işleten, tarlaları yeşerten, sayısız yetim çocukları yetiştiren, büyüten sensin, ey Anadolu kadını! Sırası gelince cephaneyi, yaralıyı taşımak sana yetmedi; silaha sen de sarıldın, düşman önünde sen de nevbet bekledin, ateşlere sen de girdin, sen de gaza ettin! Erkek arslan arslan olur da, dişi arslan arslan olmaz mı? diyen sensin. Erkeğinle beraber zafere erdirdiğin gazan mübarek olsun, zafere eren gazanın büyük bayramı mübarek olsun.
 
Biz de, İstiklal Harbi’nde vatan topraklarımızı kurtarmak aşkıyla maddi, manevi her türlü fedakârlığa katlanarak hayatını hiçe sayan ve artık hepsi bir başka dünyada olan kadın mücahitlerimizi minnet ve şükranla anıyoruz. Vatan sevgisi uğrunda ve erkeklerinin kâh ardında kâh önünde böylesine canlabaşla çalışan kadın mücahitlerimizden yurdumuzun sonsuza değin yoksun kalmamasını temenni ediyoruz.”

Kahraman Çocuklar

Çocuk kahramanlarımız I. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi Kurtuluş Savaşı yıllarında da gerçekten çok büyük yararlılıklar gösterdi. Söz konusu vatan olduğunda Türk evlatları tıpkı babaları, ağabeyleri, amcaları, dayıları, anneleri gibi vatan ve millet savunmasında üzerine düşen vazifeyi layıkıyla yerine getirdi. Kurtuluş Savaşı’nda vatan aşkını ruhunda hisseden Türk çocukları Anadolu’nun işgale uğrayan her bölgesinde işgal güçlerine karşı verilen haklı direniş mücadelesinden “ille de vatan ille de vatan” diyerek bir an olsun geri kalmadı. Üstün bir kahramanlık örneği sergileyerek tarihteki yerini aldı.
 
Kahraman evlatlarımız yeri geldiğinde eline silah alıp bilfiil cephelerde savaştı. Üstelik bunun için bir an olsun dahi tereddüt göstermedi. Kurtuluş Savaşı’nın en çetin çatışmalarının yaşandığı günlerde şehit olan ve gittikleri harp meydanından bir daha dönemeyen gencecik bedenler oldu.
 
Bu aziz vatanın düşman işgalinde kurtulmasında emeği olan on binlerce çocuğumuzun mücadelesi elbette ki unutulmadı. Nesiller boyu unutulmasın düşüncesiyle dünyada bir başka örneği olmayan “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” Kurtuluş Savaşı’nda yer alan kahraman çocuklarımızın kutsal mücadelelerinin anısına hediye edildi.

Kahraman Din Adamları

  • Açıklama
    • Dünya Lideri Atatürk

      Zaman, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü büyütmekte ve güçlendirmektedir. Atatürk'e yapılan densiz saldırılar, onu yıpratmaz, daha çok anlaşılmasını sağlar.
       
      Dünya onu hem savaşın hem barışın kahramanı olarak bilmektedir. 5 kıta 80 ülke dolaştım, tüm coğrafyalarda Atatürk'le karşılaştım. Atatürk, hakkında en çok kitap yazılan liderdir. Atatürk, en çok kitap okumuş liderdir.
       
      Dünya gezilerimden ve kütüphane araştırmalarımdan oluşan bu kitap başta gençler olmak üzere Atatürk'ü anlamak, anlatmak isteyen herkese armağan olsun.
       
      MUSTAFA BALBAY

      İsmet İnönü

      İsmet İnönü, 1884 yılında İzmir'de doğdu. Babası Hacı Reşit Bey, annesi ise Cevriye Temelli Hanım idi. Öğrenim hayatına Sivas'taki bir mahalle mektebinde başladı ve
      Mülkiye İdadisi'nde devam etti. 1897 yılında İstanbul'a geldi ve Mühendishane-i Berri-i Hümayun'a (Topçu Lisesi) girdi. Daha sonra Erkan-ı Harbiye Mektebi'ne girdi ve buradan 26 Eylül 1906'de birincilikle mezun oldu. Mezun olduktan sonra Edirne'deki İkinci Ordu'ya atandı. Bu sırada Fethi Okyar'ın aracılığı ile İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girdi. 1910 yılında Yemen'de başlayan ayaklanmanın bastırılmasında görev aldı. Burada 3 yıl kaldı. 1912'de binbaşılığa yükseldi. Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi'nde görev aldı. Burada Mustafa Kemal Paşa'nın emrinde çalıştı. 12 Ocak 1917'de Dördüncü Kolordu Komutanlığı'na atandı. 1917 yılında Filistin Cephesi'nde ilk olarak Yirminci Kolordu Komutanlığı'na, daha sonra ise Üçüncü Kolordu Komutanlığı'na atandı. Buradaki görevinin ardından da Harbiye Nezareti'nde görev aldı.

      1920 yılında Mustafa Kemal'in daveti üzerine Anadolu'ya geçti ve Batı Cephesi Komutanlığı'na getirildi. Çerkez Ethem'in başlattığı ayaklanmanın bastırılmasını sağladı. "Birinci İnönü Savaşı" olarak bilinen savaşta Yunanlıların ilerleyişini durdurdu. Bunun ardından Mirliva rütbesine terfi etti. Lozan Barış Konferansı'na Türk Heyeti Başkanı olarak katıldı. 1923 yılından 1937 yılına kadar -çok kısa bir süre hariç- başbakan olarak görev yaptı. 20 Eylül 1937'de Atatürk'ün isteği üzerine Başbakanlık'tan çekildi. Atatürk'ün ölümünden sonra TBMM tarafından cumhurbaşkanı olarak seçildi. 1950'de Demokrat Parti'nin seçimleri kazanması üzerine muhalefete düştü. 27 Mayıs Darbesi'nin ardından 1961 yılında Cumurbaşkanı Cemal Gürsel tarafından hükümeti kurma görevi verildi. 1965 yılında bu görevden ayrıldı. 8 Mayıs 1972'de CHP Genel Başkanlığı görevinden istifa etti. İsmet İnönü, 25 Aralık 1973 günü hayatını kaybetti.

      Fevzi Çakmak

      Türkiye’nin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Paşa’dan sonra ikinci Mareşal rütbesindeki komutanı ve Atatürk’ün en yakın silah arkadaşlarından biri olan Fevzi Mustafa Çakmak, asker ve siyaset adamı olarak tarihe mal olmuş biridir. Yine Gazi Mustafa Kemal’den sonra ikinci başbakan olarak görev yapmış ve aynı zamanda Cumhuriyet dönemi ilk genelkurmay başkanı olmuştur. Mareşal Fevzi Mustafa Çakmak, Türkiye Cumhuriyeti’nde en uzun Genelkurmay Başkanlığı yapan askerdir. Atatürk’ün yaşadığı bütün dönemlerde Genelkurmay Başkanı olarak Fevzi Mustafa Çakmak bulunmuştur.
       
      Türkiye Cumhuriyeti’nin öncü kurucularından olan Fevzi Çakmak Paşa’nın hayatına kısa bir göz attığımızda “Milli Mücadele”de Milli birliği temin eden bir lider, savaş meydanlarında efsanevî bir kumandan, ülkeye yön veren 17 Mareşal Fevzi Çakmak kadronun siyaset adamlarından biri ve milletin çehresini değiştiren kudretli bir inkılâpçı olarak karşımıza çıktığını görürüz. Bu anlamda Fevzi Çakmak Paşa, sadece bir asker olarak değil, fikir ve hareket adamı olarak da varlığını sürdürebilmiş ender liderlerden biri olmuştur. Liderlik, Fevzi Çakmak Paşa’nın yaşamının her döneminde daima ön plana çıkan bir özelliği olmasına rağmen o lider olarak hep Gazi Mustafa Kemal’i görmüş ve onun en yakın destekçisi ve arkadaşı olmuştur.
       
      Fevzi Çakmak Paşa gibi liderlerin gelecek nesiller tarafından bilinmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesinin devam etmesinin önemli öğelerinden biridir. Çünkü Fevzi Çakmak Paşa, söz konusu vatan olduğu zaman başka şeylere değer vermemiş, ülkenin kurtuluşu için ne gerekiyorsa fedakârca yerine getirmiştir. Bu anlamda millet olarak başta Gazi Mustafa Kemal ve Fevzi Çakmak Paşa gibi Mareşallerle diğer kurucu öncülere vefa borcumuz vardır

      Kazım Karabekir

      Millî Mücadele ve Cumhuriyetin kurucu kadrosu içinde yer alan Mustafa Kemal Atatürk, Ali Fuat Cebesoy, Kâzım Karabekir, Refet Bele, Rauf Orbay, İsmet İnönü gibi dönemin siyasi ve askeri şahsiyetleri Osmanlı Devleti’nin son döneminde yetişmiş, bir imparatorluğun ellerinden kayıp gidişini her cephede yaşadıkları ağır travmalarla görmüş, bir büyük yangının küllerinden yeni bir Türk devleti çıkarmayı başarabilmiş tecrübeli insanlardır.
      Bu insanlar arasında gerek Millî Mücadele gerekse sonrasında devletin kuruluşu ve yapılandırılması sırasında izlenecek yol ve yöntem ile bunların zamanlaması konularında zaman zaman görüş ayrılıkları olmuştur. Bunlar da doğaldır. Karabekir Paşa da bu nedenlerle Atatürk’le ters düşmüştür.
      Fakat Kâzım Karabekir, Mustafa Kemal Atatürk’ün “alternatifi” değildir. Bu iki isim birbirlerinin “düşmanı” da değildir. Karabekir Paşa, 1919’un o en zorlu günlerinde “Emrinizdeyim Paşam!” diyerek askerlikten istifa eden Mustafa Kemal Paşa’ya destek verirken de, muhalefete düştüğü zor zamanlarda da samimi ve dürüst davranmıştır. Mustafa Kemal Paşa da onun için, TBMM’nde yaptığı bir konuşmada birçok övücü söz söyledikten sonra “tarihe geçecek onun yaptığı şeyler” demiştir.

      Bin Yıllık Hesaplaşma: Lozan

      Lozan, “Bin Yıllık Hesaplaşma”dır. Bu kimilerine bu garip gelebilir. Fakat Lozan tarihsel süreç içinde değerlendirildiğinde gerçek budur. Lozan’da sadece Birinci Dünya Savaşı’nın değil, Türk Milleti’nin Batıya yürüyüşünün, “Şark Meselesi” bağlamında hesabı görülmek istenmiştir. Sevr dayatmasını Milli Mücadele sayesinde elimizin tersiyle itmemize rağmen önümüze ağır bir “hesap” (fatura) konulmuştur. Tutanaklardaki tartışmalara bakıldığında görülecektir ki; Lozan’daki kavga “Hilal ile Haç”ın kavgasıdır. Onun için Lozan Bin Yıllık Hesaplaşma’dır.
       
      Atatürk ve arkadaşlarının sayesinde Lozan’da Hilal, Haç’ın karşısında eğilmemiştir. Anadolu’da yeni bir bağımsız Türk devleti vücut bulacaktır. Bu devletin Misak-ı Milli ile hedeflenen temel esasları Lozan’da tescillenmiştir: Türkiye Cumhuriyeti, tam bağımsız, üniter/ulus devlet ve laik demokratik cumhuriyet olarak tarih sahnesindeki yerini almıştır.
       
      Misak-ı Milli hedefleri açısından Lozan’da gerçekleştiremediğimiz konular vardır. Fakat Türk milleti o hedeflerinden vazgeçmiş değildir. Nitekim “Boğazlar” konusu ve “Hatay” meselesi Atatürk ve arkadaşları tarafından sonraki süreçte lehimize çözülmüştür. Musul ve diğer bazı meseleler bugünkü ve yarınki Türk çocuklarının hedefleri içerisindedir ve onların vatan sevgilerine emanettir.
      Yrd. Doç. Dr. Ali Güler

      Türk'ün Unutulan Yemini: Misak-ı Milli

      Misâk-ı Millî bir yönüyle Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyet’in arka planını oluşturan bir siyasi ve hukuki belgedir. Bir Meclis kararı olduğu için meşruiyeti olan ve onu esas alan kurucu kadronun meşruiyetini de sağlayan bir belgedir. İkinci olarak, Misâk-ı Millî, Türk çoğunluğuna dayalı bir Türk vatanının sınırlarını çizmiştir. Bunu da dönemin uluslararası hukukuna dayanarak yapmıştır. İmparatorluğun dağılması sürecinde yeni Türk Devleti’nin hem insan hem de toprak unsurlarını gerçekçi ve insani değerlere dayalı olarak belirlemiştir. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının, Milli Mücadele’nin siyasi ve askeri süreçlerini takip ederken dayandıkları yegâne belge Misâk-ı Millî olmuştur. Kurtuluş Savaşı’nın ardından imzalanan ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni var eden Lozan Antlaşması da bir kurucu antlaşma olarak Misâk-ı Millî kararlarına dayandırılmıştır. Yrd. Doç. Dr. Ali Güler, bu eserde arşiv belgelerine dayalı olarak Misâk-ı Millî’yi her yönüyle ele almakta, okuyucuları Türk’ün Unutulan Yeminini hatırlamaya davet etmektedir. Etrafımızda gelişen son olaylar buna ihtiyacımız olduğunu göstermektedir.

      Kahraman Kadınlar

      Hanımlar!
       
      Bu kadar acıdan sonra, bu kadar ayrılıktan sonra, yan yana çektiğimiz bu kadar hasretten sonra, kurtuluş günleri geldi. Siz, bu kurtuluş günlerini bize kazandıran aziz şehitlerin, gazilerin anaları, arkadaşları, kız kardeşleri! Artık sevinin, sevinmek hakkınızdır, bayram edin, en büyük bayrama erdiniz; büyük bayramınız mübarek olsun!
       
      Anadolu kadınları!
       
      Bu gaza diyarında bin seneden beri, ateş ve cenk yerlerine oğullarını koşturan Anadolu kadınları, bin senedir oğulları daima uzak yerlerde ölen, yetiştirdikleri oğulların mezarları nerededir bilinmeyen Anadolu kadınları! Kurtuluş günleri, kavuşma günleri geldi; sevinin, bayram edin!
       
      Cihan Harbi’nden beri, ardı arası gelmeyen bir cenk için, ağzından bir şikâyet sözü çıkmadan, nesi varsa hepsini veren Anadolu kadınları! Erkekleri kan ve ateş yerlerinde savaşırken, uzak denizlerin kıyılarından orta yaylalara doğru, günlerce, haftalarca, çıplak ayakları, giyimsiz sırtlarıyla kurşunları, top mermilerini taşıyan Anadolu kadınları! Batıda, doğuda, kıblede, bütün cephelerin arkasında memleketi işleten, tarlaları yeşerten, sayısız yetim çocukları yetiştiren, büyüten sensin, ey Anadolu kadını! Sırası gelince cephaneyi, yaralıyı taşımak sana yetmedi; silaha sen de sarıldın, düşman önünde sen de nevbet bekledin, ateşlere sen de girdin, sen de gaza ettin! Erkek arslan arslan olur da, dişi arslan arslan olmaz mı? diyen sensin. Erkeğinle beraber zafere erdirdiğin gazan mübarek olsun, zafere eren gazanın büyük bayramı mübarek olsun.
       
      Biz de, İstiklal Harbi’nde vatan topraklarımızı kurtarmak aşkıyla maddi, manevi her türlü fedakârlığa katlanarak hayatını hiçe sayan ve artık hepsi bir başka dünyada olan kadın mücahitlerimizi minnet ve şükranla anıyoruz. Vatan sevgisi uğrunda ve erkeklerinin kâh ardında kâh önünde böylesine canlabaşla çalışan kadın mücahitlerimizden yurdumuzun sonsuza değin yoksun kalmamasını temenni ediyoruz.”

      Kahraman Çocuklar

      Çocuk kahramanlarımız I. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi Kurtuluş Savaşı yıllarında da gerçekten çok büyük yararlılıklar gösterdi. Söz konusu vatan olduğunda Türk evlatları tıpkı babaları, ağabeyleri, amcaları, dayıları, anneleri gibi vatan ve millet savunmasında üzerine düşen vazifeyi layıkıyla yerine getirdi. Kurtuluş Savaşı’nda vatan aşkını ruhunda hisseden Türk çocukları Anadolu’nun işgale uğrayan her bölgesinde işgal güçlerine karşı verilen haklı direniş mücadelesinden “ille de vatan ille de vatan” diyerek bir an olsun geri kalmadı. Üstün bir kahramanlık örneği sergileyerek tarihteki yerini aldı.
       
      Kahraman evlatlarımız yeri geldiğinde eline silah alıp bilfiil cephelerde savaştı. Üstelik bunun için bir an olsun dahi tereddüt göstermedi. Kurtuluş Savaşı’nın en çetin çatışmalarının yaşandığı günlerde şehit olan ve gittikleri harp meydanından bir daha dönemeyen gencecik bedenler oldu.
       
      Bu aziz vatanın düşman işgalinde kurtulmasında emeği olan on binlerce çocuğumuzun mücadelesi elbette ki unutulmadı. Nesiller boyu unutulmasın düşüncesiyle dünyada bir başka örneği olmayan “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” Kurtuluş Savaşı’nda yer alan kahraman çocuklarımızın kutsal mücadelelerinin anısına hediye edildi.

      Kahraman Din Adamları

  • Taksit Seçenekleri
    • Axess Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      59,00   
      59,00   
      2
      30,68   
      61,36   
      3
      20,85   
      62,54   
      6
      10,62   
      63,72   
      9
      7,21   
      64,90   
      Finansbank Kartları
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      59,00   
      59,00   
      2
      30,68   
      61,36   
      3
      20,85   
      62,54   
      6
      10,62   
      63,72   
      9
      7,21   
      64,90   
      Bonus Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      59,00   
      59,00   
      2
      30,68   
      61,36   
      3
      20,85   
      62,54   
      6
      10,62   
      63,72   
      9
      7,21   
      64,90   
      Paraf Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      59,00   
      59,00   
      2
      30,68   
      61,36   
      3
      20,85   
      62,54   
      6
      10,62   
      63,72   
      9
      7,21   
      64,90   
      Maximum Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      59,00   
      59,00   
      2
      30,68   
      61,36   
      3
      20,85   
      62,54   
      6
      10,62   
      63,72   
      9
      7,21   
      64,90   
      World Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      59,00   
      59,00   
      2
      30,68   
      61,36   
      3
      20,85   
      62,54   
      6
      10,62   
      63,72   
      9
      7,21   
      64,90   
      Diğer Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      59,00   
      59,00   
      2
      -   
      -   
      3
      -   
      -   
      6
      -   
      -   
      9
      -   
      -   
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
  • Yayınevinin Diğer Kitapları
  • Yazarın Diğer Kitapları
Kapat