Ürün Sepetinize Başarıyla Eklendi
Vatan Şairleri Seti 15 Kitap - Fatih Ertürk -Halkkitabevi
200,00TL
%60 İNDİRİM
79,60TL
Taksitli fiyat : 9 x 9,73TL
9817 adet mevcut
15843697284333
637098
Vatan Şairleri Seti 15 Kitap
Vatan Şairleri Seti 15 Kitap
Halk Kitabevi
79.60

1 - Susmayan Vicdan Namık Kemal : (168 Sayfa)

Namık Kemal.
Kültür ve sanat hayatımızın ‘Susmayan Vicdanı’…
O, edebiyatımızda, insanlık için büyük önem taşıyan, vatan, millet ve hürriyet gibi kutsal kavramları eserlerinde ilk olarak açık bir şekilde işleyen ve yücelten, sonuçta haklı olarak ‘vatan ve hürriyet şairi’ unvanını kazanan, yaptığı devrim gibi yenilikler sonunda sürgünü ve azli göze alacak kadar da idealist olan, gür sesli, cesur bir kalemdir.
O döneminin susmayan vicdanı, bükülmez bileğidir.

O, eski sanat anlayışını kırarak, Batılı formlar deneyen ve nerdeyse tüm türlerde örnekler veren bir rehber, bir öğretmen, bir yol göstericidir.

O, hayatın ve insanın gerçekliğinden kopuk bir sanat anlayışını reddederek, sanatı toplum ve insan için yapan idealist bir devrimcidir.

Kendisinin ve ailesinin yaşadığı zulümlere, sürgünlere aldırış etmeden vatan ve bayrak temalarını işleyerek adeta bayraklaşan, çağının tanığı bir dava adamıdır.

‘Susmayan Vicdan’ Namık Kemal adlı bu mütevazı çalışma sizi gerçek bir sanatçı ve fikir adamı olan Namık Kemal’i tanımaya davet ediyor.

2 - Halit Ziya Uşaklıgil Rıza Süreyya : (168 Sayfa)

Kitabın sadeleştirilmiş olmasına fazla genişlikte bir mana vermemelidir: Yeni nesil için pek tanınmamış olan kelimeler, terkipler Türkçe’ye çevrilmiş, fakat üsluba, ibarelerin teşkilatına (cümlelerin düzenine) hiç dokunulmamıştır.

İmla hakkında fikirlerimin ne olduğuna kitap okunurken vukuf hasıl olacaktır (anlaşılacaktır). Bugün Türkçe’nin imlası büyük bir karışıklık göstermektedir. Kullanılan imla Türkçe’nin bünyesine, esas kaidesine uygun olmadığındandır ki ne bir sarf (dilbilgisi), ne bir lügat kitabı (sözlük) yapılamamıştır.

Mektep çocuklarının elinde bir sarf, bir lügat olmadıkça tahsil çağından çıkacak olanlar kendi dillerini bilmeden hayata atılacaklar demektir. Her şeyden evvel imlayı lisanın esas yapısına uyacak surette tespit etmek ve gençlere bir sarf, bir lügat verebilmek lazımdır. Bu kanaati şu birkaç sözle icmal etmek (özetlemek) istedim. Halit Ziya Uşaklıgil

3 - Rahmi Aygün Fikri Hür, Vicdanı Hür Şair Tevfik Fikret : (128 Sayfa)

“Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâl
Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim,
İnhinâ tavk-ı esâretten girandır boynuma;
Fikri hür, irfanı hür, vicdânı hür bir şâirim.”

(Kimseden bir fayda ummam ben, dilenmem kol kanat.
Kendi boşluk, kendi gökkubbemde kendim gezginim.
Bir eğik baş bir boyunduruktan ağırdır boynuma;
Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim.)

-Tevfik Fikret-

4 - Cumhuriyet'e Ruh Veren Adam Ziya Gökalp : (318 Sayfa)


Ziya Gökalp, çözülen, dağılan bir imparatorluğun son dönemini şekillendiren İttihat ve Terakki’nin bütün milli politikalarının arkasındaki birkaç önemli isimden birisidir. Onun bu yönlendirici kişiliği Cumhuriyet’in kuruluşu sürecine de damga vurmuştur. Daha Mütareke ortamındaki belirsizlik içinde Bekirağa Bölüğü’nde tutuklu iken ümitsizliğe kapılanlara “Mustafa Kemal Paşa’ya dikkat ediniz” diyecektir.
Babasının vasiyetine uyarak Namık Kemal’in “vatan ve hürriyet” yolundan yürüyecek, o yolu Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk’e bağlayacaktır. 1924 Anayasası, Medeni Kanun çalışmaları, kadın hakları, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın programı (9 İlke), yönetim şeklinin cumhuriyet olarak belirlenmesi, irade-i milliye kavramı, iktisat politikasının tercihi, sade Türkçe, Türkçe Hutbe, Türkçe Kur’an (Meal), Türkçülük, halkçılık, laiklik ilkesi, eğitim, dil ve tarih politikalarının belirlenmesi gibi pek çok konu onun imzasını taşımaktadır.
Atatürk’ün, “bedenimin babası Ali Rıza Efendi, hislerimin babası Namık Kemal, fikirlerimin babası ise Ziya Gökalp’tır” şeklindeki sözleri bu açıdan önemlidir. Bütün bu nedenlerle kitabımıza “Cumhuriyete Ruh Veren Adam: Ziya Gökalp” ismini verdik.
Takipçisi olduğu Vatan ve Hürriyet Şairimiz Namık Kemal gibi çok genç bir yaşta, 48 yaşında vefat etmiştir. 48 yıla neleri sığdırdığını bu eserde bazen hüzünle, bazen de gururla okuyacaksınız. Özellikle gençlerimizin onun hayatını ve eserlerini altını çizerek okuması lazımdır.
Soyca “Türk” olan Ziya Gökalp, “Kürtleri sevmeyen bir Türk varsa Türk değildir, Türkleri sevmeyen bir Kürt varsa Kürt değildir.” Diyen adamdır. Ruhu şad olsun.

5 - Ali Güler Bayraklaşan Akif : (368 Sayfa)


Özü sözü bir, sözüne sadık, yardımsever, vatansever, imanlı, inançlı” ve daha birçok değerle O’nu anlatabiliriz. Fakat bize göre Mehmet Akif Ersoy’u en iyi anlatacak kavram “namuslu bir adam” kavramıdır. Hayatının hiçbir döneminde, hiçbir çıkar ve menfaat gözetmeden bildiği doğrulara göre yaşamış, doğrularından, hayat felsefesini oluşturan ilkelerden ve değerlerden hiçbir zaman taviz vermemiş bir namuslu adamdır Akif…

Kendisinin ve ailesinin yaşadığı bütün sıkıntıya rağmen eğilmeyen Akif’ten bahsediyoruz. Şimdi soralım: Bu adama “namuslu bir adam” denmez de ne denir? Bugün bir şekilde Merhum Akif’i eleştirme cüretini gösteren hangi bedbaht, muktedirler karşısında O’nun kadar namusludur?

Niçin Bayraklaşan Akif?..

İstiklâl Marşı’mızın yazarı Akif, bir soru üzerine “Allah Türk Milletine bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın!” diye cevap vermiş. “Çanakkale Şehitleri”ni ölümsüzleştirmiş. Safahat’ı ile sosyal yaralarımıza parmak basmış. Nihayetinde Türk Bayrağı’na sarılı olarak vatan toprağına yatmış. Evet! Akif, bunun için bayraklaşmıştır…

6 - Yakup Kadri Karaosmanoğlu : (160 Sayfa)

Yakup Kadri Karaosmanoğlu 27 Mart 1889'da Mısır'ın Kahire şehrinde dünyaya geldi. Babası Abdülkadir Bey, annesi ise İkbal Hanım'dır. Babası, 1833 senesinde Kavalalı İbrahim Paşa'nın Manisa'yı işgali sırasında ona yakınlık göstermiş ve Mısır'daki konağına yerleşmiştir. Abdülkadir Bey'in konak halkından İkbal Hanım ile yaptığı evlilikten dünyaya gelen ikinci çocuğu Yakup Kadri'dir. İskenderiye'deki bir Fransız okulunda ve İsviçre Lisesi'nde eğitim gördü. Bu senelerde öğrendiği Fransızca ile Flaubert, Guy de Maupassant, Alphonse Daudet gibi ünlü batılı yazarları okudu. Şerafettin Mağmumi'nin çıkardığı “Türk” isimli dergide Maupassant'tan yaptığı ilk çeviri öykülerini yayınladı.

1935 senesinde Prag, 1939 senesinde Lahey, 1942 senesinde Bern, 1949 senesinde Tahran ve 1951 senesinde yine Bern elçiliklerine getirildi. 1955 senesinde Bern elçisiyken emekli oldu. Zoraki Diplomat isimli eseri, diplomatlık yıllarının eseri olarak ortaya çıktı.

7 - Sait Faik Abasıyanık : (160 Sayfa)

23 Kasım 1906'da Adapazarı'nda dünyaya geldi. İstanbul'da 11 Mayıs 1954'te 48 yaşında sirozdan yaşamını yitirdi. İlköğrenimini Adapazarı Rehber-i Terakki Mektebi'nde yaptı.

İki yıl Adapazarı İdadisi'nde öğrenim gördü. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra ailesi İstanbul'a yerleşince İstanbul Sultanisi'ne girdi. Onuncu sınıfta bir öğretmene yapılan şaka yüzünden sınıfı dağıtılınca Bursa Erkek Lisesi'ne geçti, 1928'de buradan mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde bir süre eğitim gördü. Ekonomi öğrenimi için İsviçre Lozan'a gitti. Kısa süre kaldı ve Fransa'ya geçti. 3 yıl Fransa'da Grenoble'da yaşadı.

Eğitimini yarım bırakarak 1933'te İstanbul'a döndü. Kısa bir süre Halıcıoğlu Ermeni Yetim Mektebi'nde Türkçe grup dersleri öğretmenliği yaptı. Babasının desteğiyle girdiği ticarette de başarılı olamadı.

Daha sonra hiçbir işle uğraşmadı. Geçimini babasından kalan mirasla sürdürdü. Yaşamını Şişli'de Bulgar Çarşısı'ndaki apartman ve Burgaz Ada'daki köşklerinde annesiyle geçirdi.

8 - Ahmed Arif Onuru Ağlatan Adam : (96 Sayfa)

Ahmed Arif 23 Nisan 1927 yılında Diyabakır'da dünyaya gelmiştir. Asıl adı Ahmet Hamdi Önal'dır. Diyarbakır Lisesi'nden mezun oldu.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümünde okudu. 1940-1955 yılları arasında değişik dergilerde yayınladığı şiirlerinde kullandığı kendine has lirizmi ve hayal gücüyle Türk edebiyatındaki yerini aldı. Şiirlerinin toplandığı tek kitabı, “Hasretinden Prangalar Eskittim” 1968'de yayımlandı.

Türkiye'de en çok basılan kitaplar listesindedir. Ahmet Kaya,Cem Karaca gibi sanatçılarca birçok şiiri bestelenmiştir. 1983’te anacığı Arife’yi kaybetti.

Okutulmamıştı onun gözünde şirin bir kadındı. Ancak anacığı, oğlunu Ankara’ya gitmiş ve komünist olmuş diye tanımlıyordu.

Velhasıl, artık evinde yalnız yaşıyordu.

2 Haziran 1991’de kalp krizi geçirdi. Kalbi yalnızlığa mı dayanamamıştı, yoksa çok mu yorgundu…

9 - Reşat Nuri Güntekin Merhametin Romancısı : (160 Sayfa)


Reşat Nuri Güntekin, Anadolu insanının yaşantısını, sorunlarını, kişisel duygularını, inançlarını süssüz, yapmacıksız, konuşulan Türkçe'nin tüm yalınlığı ve açıklığıyla dile getiren bir yazardır.
Onu ünlendiren Çalıkuşu romanına gelinceye kadar yazdığı küçük öyküler, tiyatro eleştirileri, piyesler, gezi izlenimleri de dikkati çeker.
Güntekin, eserlerinde insan sevgisine geniş yer verir. İyimser bir kişiliğe sahiptir.

Müfettişlikle adım adım gezdiği Anadolu'yu, gördüklerini, duyduklarını, kendine özgü tipleri, geleneklerle görenekleri, toplumsal sorunları, pek derine inmeyen bir gözlemle, etkin bir biçimde anlatır.
İyi bildiği sahne tekniğini, duygulu bir yoğunlukta, bazen mizahla iç içe işler.

10 - Kemal Tahir : (160 Sayfa)


Asıl adı İsmail Kemalettin Demir’dir. Deniz subayı olan babası, Sultan II. Abdulhamid’in yaverlerindendi. İlkokulu çeşitli okullarda, rüştiyeyi Kasımpaşa’daki Cezayirli Haşan Paşa Rüştiyesi’nde okudu.

Galatasaray Lisesi’ndeyken öğrenimini yarım bırakıp çalışmaya başladı. Avukat kâtipliği (1928-1932), Fransızların yönetimindeki Zonguldak Kömür İşletmeleri’nde ambar memurluğu, İstanbul’da Vakit, Haber, Son Posta gazetelerinde düzeltmenlik, muhabirlik, çevirmenlik yaptı.

Yedigün, Karikatür dergilerinde sayfa sekreteri oldu, Karagöz gazetesinde başyazardı, Tan gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü (1932-1938) üstlendi. Nâzım Hikmet’le birlikte Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde “askeri isyana teşvik” suçlamasıyla yargılandı. 15 yıl hapse mahkûm oldu.

Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya ve Nevşehir cezaevlerinde 12 yıl hapis yattı (1938-1950). 1950’de genel afla özgürlüğüne kavuştu.

1960’tan sonra tümüyle edebiyata yöneldi ve tek uğraşı yazarlık oldu, hayatını romanlarının geliriyle sürdürdü.


11 - Halide Edip Adıvar : (160 Sayfa)


Tam yüz yıl önceydi. Anadolu’nun işgal edilmeye başladığını duyan genç kadın kendini büyük bir meydanda, yüksekçe bir kürsüde kalabalıklara hitap ederken buldu; “Olmaz, olamaz” diyor, isyanını haykırıyordu.
Ülkesinin uğradığı haksızlık karşısında ateşlenen duyguları, “Ateşten Gömlek” oldu; ardından “Türkün Ateşle İmtihanı”na dönüştü. O genç kadın, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolda aktif mücadele veren kadın hareketinin öncülerinden Halide Edip’ti.
Elinizde tuttuğunuz bu kitap, Halide Edip’in Türkiye ve kadın hareketi için taşıdığı anlamı aktarma çabasından doğdu. Son yıllarda Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını bile kabul etmeyen bir iktidar yönetiyor ülkemizi. Biz kadınlar, bugün sahip olduğumuz hakların değerini bilmek zorundayız. Kolay kazanılmadı kadın hakları.
Bu kitapta, Halide Edip'in hayat hikâyesine değil, onu anlama çabasına tanık olacaksınız. Kadını sosyal yaşamdan dışlayan, yok sayan dönemin anlayışına rağmen bugün bile birçok kadının cesaret edemeyeceği kararları nasıl aldığını öğreneceksiniz. Ülkesiyle ilgili sorunlarda ne kadar cesur ve kararlıysa özel yaşamında da o kadar korkusuz ve tavizsiz olduğunu göreceksiniz.
1919 ruhunun 100. Yılında, dirilişten direnişe giden yolda, bu ülkenin kuruluşunda verilen mücadeleyi ve cesur rol modellerin yaşam öykülerini hatırlatma zamanı…

 

12 - Falih Rıfkı Atay : (160 Sayfa)


1908 yılındaki devrimden sonra dönemin ünlü gazetesi olan Tanin’de gazeteciliğe başladı. Çeşitli gazete ve dergilerde yazıları yayımlandı. Dâhiliye hususi kaleminde katip olarak göreve başladı. Savaş yıllarında Suriye’de Cemal Paşanın yanında ihtiyat zabiti oldu.

Savaştan sonra ise Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yaptı. I. Dünya Savaşı alanındaki yazılarını ‘’ Ateş ve Güneş ‘’ isimli kitabında topladı. Arkadaşları ile birlikte çıkardığı Akşam gazetesinde Kurtuluş Savaşı ve Atatürk’ü destekleyen yazılar yazdı ve idam isteği ile Divan-ı Harbe verildi. Yargılama uzadı ve İnönü zaferinden sonra serbest bırakıldı.

Falih Rıfkı Atay gazetecilik ve yazarlığını yanı sıra 27 yıl boyunca milletvekilliği yaptı. Bedii Faik ile birlikte Dünya gazetesini kurarak burada gazetenin başyazarlığını ölünceye dek sürdürdü. 1950 yılında Dünya gazetesinde DP’ye karşı Atatürk Devrimlerini savundu. Yazıları dönemin ünlü dergilerinde yayınlandı.

Atatürk’e olan bağlılığı ile tanınan Cumhuriyet döneminin Türk edebiyatında gezi yazısı türünde en çok eser veren yazar olmuştur.

Falih Rıfkı Atay 20 Mart 1971'de hayatını kaybetti.

13 - Şiir Adam Cahit Sıtkı Tarancı : (128 Sayfa)


Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

-Cahit Sıtkı Tarancı-

14 - Kökü Maize Olan Ati Yahya Kemal Beyatlı : (168 Sayfa)


Ben evvelâ şiirin mevzuunu kalbimde muhafaza ederim. Sonra onu kelimelere dökerim. Bu kelime istifindeki ritme, âhenge bakarım. Kelâm olunca şiir olur... Şiiri söylemek lâzımdır. Asıl şiir o zaman meydana gelir. Kelimelerin ianesi ile bâzı mısralar yazılabilir. Fakat daha ileriye gidilemez. Mevzu kalbimde doğunca ona ifade ararım. Duyduğum mevzua sâdık kalırım. Ona başka şeyler katmam...”
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.
Yahya Kemal Beyatlı


15 - Sabahattin Ali : (248 Sayfa)


Sabahattin Ali’nin dolu dolu geçen 41 yıllık yaşamından izler taşıyan bu eserde; Balkan, Çanakkale, Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı, İkinci Dünya Savaşı’nı yaşamış, bütün çileleri tatmış bir mücadele insanının, Düşüncelerini hem hikaye ve romanlarında hem de günlük yazılarında korkusuzca dile getiren, yazma eylemini sözcüğün tam anlamıyla bir yaşam ve mücadele biçimi olarak gören bir kişiliğin, Romanlarında, hikayelerinde aşkı ve toplumsal hayatı büyük bir ustalıkla harmanlayan, eserleri dünya dillerine çevrildikten sonra, “Türkiye’nin Maksim Gorki’si” diye tanımlanmış bir romancının, Her alanda tam bağımsızlığı, şeffaflığı, özgürlüğü ve her türlü emperyalizme karşıtlığı savunan; günlerin yıllara bedel olduğu gurbet hapishanelerinin kalın duvarları arasında, gökyüzüne açılan avlularda “Başın Öne Eğilmesin” diyebilen bir aydının, Hapislikten yolculuğa kadar karşılaştığı insanların yaşamından damıttığı öyküleri, aradan yıllar geçse de insanın yüreğinde taptaze izler bırakan ölümsüz bir yazarın, Türkçemize çok hizmet eden, pek çok şiiri bestelenen bir şairin, Köşe yazılarındaki duruşuyla ve tüm yaşamıyla tam bağımsızlığa inanmış bir yurtseverin, Öğrencilerinde iz bırakan bir idealist öğretmenin, Cumhuriyet tarihinin ilk faili meçhul aydın cinayetinin kurbanı olan düşünce insanının, Yaşamaya, direnmeye, yazmaya adanmış hayatında bir ufuk turu yapacaksınız.

  • Açıklama
    • 1 - Susmayan Vicdan Namık Kemal : (168 Sayfa)

      Namık Kemal.
      Kültür ve sanat hayatımızın ‘Susmayan Vicdanı’…
      O, edebiyatımızda, insanlık için büyük önem taşıyan, vatan, millet ve hürriyet gibi kutsal kavramları eserlerinde ilk olarak açık bir şekilde işleyen ve yücelten, sonuçta haklı olarak ‘vatan ve hürriyet şairi’ unvanını kazanan, yaptığı devrim gibi yenilikler sonunda sürgünü ve azli göze alacak kadar da idealist olan, gür sesli, cesur bir kalemdir.
      O döneminin susmayan vicdanı, bükülmez bileğidir.

      O, eski sanat anlayışını kırarak, Batılı formlar deneyen ve nerdeyse tüm türlerde örnekler veren bir rehber, bir öğretmen, bir yol göstericidir.

      O, hayatın ve insanın gerçekliğinden kopuk bir sanat anlayışını reddederek, sanatı toplum ve insan için yapan idealist bir devrimcidir.

      Kendisinin ve ailesinin yaşadığı zulümlere, sürgünlere aldırış etmeden vatan ve bayrak temalarını işleyerek adeta bayraklaşan, çağının tanığı bir dava adamıdır.

      ‘Susmayan Vicdan’ Namık Kemal adlı bu mütevazı çalışma sizi gerçek bir sanatçı ve fikir adamı olan Namık Kemal’i tanımaya davet ediyor.

      2 - Halit Ziya Uşaklıgil Rıza Süreyya : (168 Sayfa)

      Kitabın sadeleştirilmiş olmasına fazla genişlikte bir mana vermemelidir: Yeni nesil için pek tanınmamış olan kelimeler, terkipler Türkçe’ye çevrilmiş, fakat üsluba, ibarelerin teşkilatına (cümlelerin düzenine) hiç dokunulmamıştır.

      İmla hakkında fikirlerimin ne olduğuna kitap okunurken vukuf hasıl olacaktır (anlaşılacaktır). Bugün Türkçe’nin imlası büyük bir karışıklık göstermektedir. Kullanılan imla Türkçe’nin bünyesine, esas kaidesine uygun olmadığındandır ki ne bir sarf (dilbilgisi), ne bir lügat kitabı (sözlük) yapılamamıştır.

      Mektep çocuklarının elinde bir sarf, bir lügat olmadıkça tahsil çağından çıkacak olanlar kendi dillerini bilmeden hayata atılacaklar demektir. Her şeyden evvel imlayı lisanın esas yapısına uyacak surette tespit etmek ve gençlere bir sarf, bir lügat verebilmek lazımdır. Bu kanaati şu birkaç sözle icmal etmek (özetlemek) istedim. Halit Ziya Uşaklıgil

      3 - Rahmi Aygün Fikri Hür, Vicdanı Hür Şair Tevfik Fikret : (128 Sayfa)

      “Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâl
      Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim,
      İnhinâ tavk-ı esâretten girandır boynuma;
      Fikri hür, irfanı hür, vicdânı hür bir şâirim.”

      (Kimseden bir fayda ummam ben, dilenmem kol kanat.
      Kendi boşluk, kendi gökkubbemde kendim gezginim.
      Bir eğik baş bir boyunduruktan ağırdır boynuma;
      Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim.)

      -Tevfik Fikret-

      4 - Cumhuriyet'e Ruh Veren Adam Ziya Gökalp : (318 Sayfa)


      Ziya Gökalp, çözülen, dağılan bir imparatorluğun son dönemini şekillendiren İttihat ve Terakki’nin bütün milli politikalarının arkasındaki birkaç önemli isimden birisidir. Onun bu yönlendirici kişiliği Cumhuriyet’in kuruluşu sürecine de damga vurmuştur. Daha Mütareke ortamındaki belirsizlik içinde Bekirağa Bölüğü’nde tutuklu iken ümitsizliğe kapılanlara “Mustafa Kemal Paşa’ya dikkat ediniz” diyecektir.
      Babasının vasiyetine uyarak Namık Kemal’in “vatan ve hürriyet” yolundan yürüyecek, o yolu Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk’e bağlayacaktır. 1924 Anayasası, Medeni Kanun çalışmaları, kadın hakları, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın programı (9 İlke), yönetim şeklinin cumhuriyet olarak belirlenmesi, irade-i milliye kavramı, iktisat politikasının tercihi, sade Türkçe, Türkçe Hutbe, Türkçe Kur’an (Meal), Türkçülük, halkçılık, laiklik ilkesi, eğitim, dil ve tarih politikalarının belirlenmesi gibi pek çok konu onun imzasını taşımaktadır.
      Atatürk’ün, “bedenimin babası Ali Rıza Efendi, hislerimin babası Namık Kemal, fikirlerimin babası ise Ziya Gökalp’tır” şeklindeki sözleri bu açıdan önemlidir. Bütün bu nedenlerle kitabımıza “Cumhuriyete Ruh Veren Adam: Ziya Gökalp” ismini verdik.
      Takipçisi olduğu Vatan ve Hürriyet Şairimiz Namık Kemal gibi çok genç bir yaşta, 48 yaşında vefat etmiştir. 48 yıla neleri sığdırdığını bu eserde bazen hüzünle, bazen de gururla okuyacaksınız. Özellikle gençlerimizin onun hayatını ve eserlerini altını çizerek okuması lazımdır.
      Soyca “Türk” olan Ziya Gökalp, “Kürtleri sevmeyen bir Türk varsa Türk değildir, Türkleri sevmeyen bir Kürt varsa Kürt değildir.” Diyen adamdır. Ruhu şad olsun.

      5 - Ali Güler Bayraklaşan Akif : (368 Sayfa)


      Özü sözü bir, sözüne sadık, yardımsever, vatansever, imanlı, inançlı” ve daha birçok değerle O’nu anlatabiliriz. Fakat bize göre Mehmet Akif Ersoy’u en iyi anlatacak kavram “namuslu bir adam” kavramıdır. Hayatının hiçbir döneminde, hiçbir çıkar ve menfaat gözetmeden bildiği doğrulara göre yaşamış, doğrularından, hayat felsefesini oluşturan ilkelerden ve değerlerden hiçbir zaman taviz vermemiş bir namuslu adamdır Akif…

      Kendisinin ve ailesinin yaşadığı bütün sıkıntıya rağmen eğilmeyen Akif’ten bahsediyoruz. Şimdi soralım: Bu adama “namuslu bir adam” denmez de ne denir? Bugün bir şekilde Merhum Akif’i eleştirme cüretini gösteren hangi bedbaht, muktedirler karşısında O’nun kadar namusludur?

      Niçin Bayraklaşan Akif?..

      İstiklâl Marşı’mızın yazarı Akif, bir soru üzerine “Allah Türk Milletine bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın!” diye cevap vermiş. “Çanakkale Şehitleri”ni ölümsüzleştirmiş. Safahat’ı ile sosyal yaralarımıza parmak basmış. Nihayetinde Türk Bayrağı’na sarılı olarak vatan toprağına yatmış. Evet! Akif, bunun için bayraklaşmıştır…

      6 - Yakup Kadri Karaosmanoğlu : (160 Sayfa)

      Yakup Kadri Karaosmanoğlu 27 Mart 1889'da Mısır'ın Kahire şehrinde dünyaya geldi. Babası Abdülkadir Bey, annesi ise İkbal Hanım'dır. Babası, 1833 senesinde Kavalalı İbrahim Paşa'nın Manisa'yı işgali sırasında ona yakınlık göstermiş ve Mısır'daki konağına yerleşmiştir. Abdülkadir Bey'in konak halkından İkbal Hanım ile yaptığı evlilikten dünyaya gelen ikinci çocuğu Yakup Kadri'dir. İskenderiye'deki bir Fransız okulunda ve İsviçre Lisesi'nde eğitim gördü. Bu senelerde öğrendiği Fransızca ile Flaubert, Guy de Maupassant, Alphonse Daudet gibi ünlü batılı yazarları okudu. Şerafettin Mağmumi'nin çıkardığı “Türk” isimli dergide Maupassant'tan yaptığı ilk çeviri öykülerini yayınladı.

      1935 senesinde Prag, 1939 senesinde Lahey, 1942 senesinde Bern, 1949 senesinde Tahran ve 1951 senesinde yine Bern elçiliklerine getirildi. 1955 senesinde Bern elçisiyken emekli oldu. Zoraki Diplomat isimli eseri, diplomatlık yıllarının eseri olarak ortaya çıktı.

      7 - Sait Faik Abasıyanık : (160 Sayfa)

      23 Kasım 1906'da Adapazarı'nda dünyaya geldi. İstanbul'da 11 Mayıs 1954'te 48 yaşında sirozdan yaşamını yitirdi. İlköğrenimini Adapazarı Rehber-i Terakki Mektebi'nde yaptı.

      İki yıl Adapazarı İdadisi'nde öğrenim gördü. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra ailesi İstanbul'a yerleşince İstanbul Sultanisi'ne girdi. Onuncu sınıfta bir öğretmene yapılan şaka yüzünden sınıfı dağıtılınca Bursa Erkek Lisesi'ne geçti, 1928'de buradan mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde bir süre eğitim gördü. Ekonomi öğrenimi için İsviçre Lozan'a gitti. Kısa süre kaldı ve Fransa'ya geçti. 3 yıl Fransa'da Grenoble'da yaşadı.

      Eğitimini yarım bırakarak 1933'te İstanbul'a döndü. Kısa bir süre Halıcıoğlu Ermeni Yetim Mektebi'nde Türkçe grup dersleri öğretmenliği yaptı. Babasının desteğiyle girdiği ticarette de başarılı olamadı.

      Daha sonra hiçbir işle uğraşmadı. Geçimini babasından kalan mirasla sürdürdü. Yaşamını Şişli'de Bulgar Çarşısı'ndaki apartman ve Burgaz Ada'daki köşklerinde annesiyle geçirdi.

      8 - Ahmed Arif Onuru Ağlatan Adam : (96 Sayfa)

      Ahmed Arif 23 Nisan 1927 yılında Diyabakır'da dünyaya gelmiştir. Asıl adı Ahmet Hamdi Önal'dır. Diyarbakır Lisesi'nden mezun oldu.

      Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümünde okudu. 1940-1955 yılları arasında değişik dergilerde yayınladığı şiirlerinde kullandığı kendine has lirizmi ve hayal gücüyle Türk edebiyatındaki yerini aldı. Şiirlerinin toplandığı tek kitabı, “Hasretinden Prangalar Eskittim” 1968'de yayımlandı.

      Türkiye'de en çok basılan kitaplar listesindedir. Ahmet Kaya,Cem Karaca gibi sanatçılarca birçok şiiri bestelenmiştir. 1983’te anacığı Arife’yi kaybetti.

      Okutulmamıştı onun gözünde şirin bir kadındı. Ancak anacığı, oğlunu Ankara’ya gitmiş ve komünist olmuş diye tanımlıyordu.

      Velhasıl, artık evinde yalnız yaşıyordu.

      2 Haziran 1991’de kalp krizi geçirdi. Kalbi yalnızlığa mı dayanamamıştı, yoksa çok mu yorgundu…

      9 - Reşat Nuri Güntekin Merhametin Romancısı : (160 Sayfa)


      Reşat Nuri Güntekin, Anadolu insanının yaşantısını, sorunlarını, kişisel duygularını, inançlarını süssüz, yapmacıksız, konuşulan Türkçe'nin tüm yalınlığı ve açıklığıyla dile getiren bir yazardır.
      Onu ünlendiren Çalıkuşu romanına gelinceye kadar yazdığı küçük öyküler, tiyatro eleştirileri, piyesler, gezi izlenimleri de dikkati çeker.
      Güntekin, eserlerinde insan sevgisine geniş yer verir. İyimser bir kişiliğe sahiptir.

      Müfettişlikle adım adım gezdiği Anadolu'yu, gördüklerini, duyduklarını, kendine özgü tipleri, geleneklerle görenekleri, toplumsal sorunları, pek derine inmeyen bir gözlemle, etkin bir biçimde anlatır.
      İyi bildiği sahne tekniğini, duygulu bir yoğunlukta, bazen mizahla iç içe işler.

      10 - Kemal Tahir : (160 Sayfa)


      Asıl adı İsmail Kemalettin Demir’dir. Deniz subayı olan babası, Sultan II. Abdulhamid’in yaverlerindendi. İlkokulu çeşitli okullarda, rüştiyeyi Kasımpaşa’daki Cezayirli Haşan Paşa Rüştiyesi’nde okudu.

      Galatasaray Lisesi’ndeyken öğrenimini yarım bırakıp çalışmaya başladı. Avukat kâtipliği (1928-1932), Fransızların yönetimindeki Zonguldak Kömür İşletmeleri’nde ambar memurluğu, İstanbul’da Vakit, Haber, Son Posta gazetelerinde düzeltmenlik, muhabirlik, çevirmenlik yaptı.

      Yedigün, Karikatür dergilerinde sayfa sekreteri oldu, Karagöz gazetesinde başyazardı, Tan gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü (1932-1938) üstlendi. Nâzım Hikmet’le birlikte Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde “askeri isyana teşvik” suçlamasıyla yargılandı. 15 yıl hapse mahkûm oldu.

      Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya ve Nevşehir cezaevlerinde 12 yıl hapis yattı (1938-1950). 1950’de genel afla özgürlüğüne kavuştu.

      1960’tan sonra tümüyle edebiyata yöneldi ve tek uğraşı yazarlık oldu, hayatını romanlarının geliriyle sürdürdü.


      11 - Halide Edip Adıvar : (160 Sayfa)


      Tam yüz yıl önceydi. Anadolu’nun işgal edilmeye başladığını duyan genç kadın kendini büyük bir meydanda, yüksekçe bir kürsüde kalabalıklara hitap ederken buldu; “Olmaz, olamaz” diyor, isyanını haykırıyordu.
      Ülkesinin uğradığı haksızlık karşısında ateşlenen duyguları, “Ateşten Gömlek” oldu; ardından “Türkün Ateşle İmtihanı”na dönüştü. O genç kadın, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolda aktif mücadele veren kadın hareketinin öncülerinden Halide Edip’ti.
      Elinizde tuttuğunuz bu kitap, Halide Edip’in Türkiye ve kadın hareketi için taşıdığı anlamı aktarma çabasından doğdu. Son yıllarda Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını bile kabul etmeyen bir iktidar yönetiyor ülkemizi. Biz kadınlar, bugün sahip olduğumuz hakların değerini bilmek zorundayız. Kolay kazanılmadı kadın hakları.
      Bu kitapta, Halide Edip'in hayat hikâyesine değil, onu anlama çabasına tanık olacaksınız. Kadını sosyal yaşamdan dışlayan, yok sayan dönemin anlayışına rağmen bugün bile birçok kadının cesaret edemeyeceği kararları nasıl aldığını öğreneceksiniz. Ülkesiyle ilgili sorunlarda ne kadar cesur ve kararlıysa özel yaşamında da o kadar korkusuz ve tavizsiz olduğunu göreceksiniz.
      1919 ruhunun 100. Yılında, dirilişten direnişe giden yolda, bu ülkenin kuruluşunda verilen mücadeleyi ve cesur rol modellerin yaşam öykülerini hatırlatma zamanı…

       

      12 - Falih Rıfkı Atay : (160 Sayfa)


      1908 yılındaki devrimden sonra dönemin ünlü gazetesi olan Tanin’de gazeteciliğe başladı. Çeşitli gazete ve dergilerde yazıları yayımlandı. Dâhiliye hususi kaleminde katip olarak göreve başladı. Savaş yıllarında Suriye’de Cemal Paşanın yanında ihtiyat zabiti oldu.

      Savaştan sonra ise Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yaptı. I. Dünya Savaşı alanındaki yazılarını ‘’ Ateş ve Güneş ‘’ isimli kitabında topladı. Arkadaşları ile birlikte çıkardığı Akşam gazetesinde Kurtuluş Savaşı ve Atatürk’ü destekleyen yazılar yazdı ve idam isteği ile Divan-ı Harbe verildi. Yargılama uzadı ve İnönü zaferinden sonra serbest bırakıldı.

      Falih Rıfkı Atay gazetecilik ve yazarlığını yanı sıra 27 yıl boyunca milletvekilliği yaptı. Bedii Faik ile birlikte Dünya gazetesini kurarak burada gazetenin başyazarlığını ölünceye dek sürdürdü. 1950 yılında Dünya gazetesinde DP’ye karşı Atatürk Devrimlerini savundu. Yazıları dönemin ünlü dergilerinde yayınlandı.

      Atatürk’e olan bağlılığı ile tanınan Cumhuriyet döneminin Türk edebiyatında gezi yazısı türünde en çok eser veren yazar olmuştur.

      Falih Rıfkı Atay 20 Mart 1971'de hayatını kaybetti.

      13 - Şiir Adam Cahit Sıtkı Tarancı : (128 Sayfa)


      Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
      Dante gibi ortasındayız ömrün.
      Delikanlı çağımızdaki cevher,
      Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
      Gözünün yaşına bakmadan gider.

      Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
      Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?
      Ya gözler altındaki mor halkalar?
      Neden böyle düşman görünürsünüz;
      Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

      Zamanla nasıl değişiyor insan!
      Hangi resmime baksam ben değilim:
      Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
      Bu güler yüzlü adam ben değilim
      Yalandır kaygısız olduğum yalan.

      Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
      Hatırası bile yabancı gelir.
      Hayata beraber başladığımız
      Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
      Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

      -Cahit Sıtkı Tarancı-

      14 - Kökü Maize Olan Ati Yahya Kemal Beyatlı : (168 Sayfa)


      Ben evvelâ şiirin mevzuunu kalbimde muhafaza ederim. Sonra onu kelimelere dökerim. Bu kelime istifindeki ritme, âhenge bakarım. Kelâm olunca şiir olur... Şiiri söylemek lâzımdır. Asıl şiir o zaman meydana gelir. Kelimelerin ianesi ile bâzı mısralar yazılabilir. Fakat daha ileriye gidilemez. Mevzu kalbimde doğunca ona ifade ararım. Duyduğum mevzua sâdık kalırım. Ona başka şeyler katmam...”
      Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
      Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
      Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
      Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
      Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
      Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
      Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
      Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
      Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
      Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
      Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
      Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.
      Yahya Kemal Beyatlı


      15 - Sabahattin Ali : (248 Sayfa)


      Sabahattin Ali’nin dolu dolu geçen 41 yıllık yaşamından izler taşıyan bu eserde; Balkan, Çanakkale, Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı, İkinci Dünya Savaşı’nı yaşamış, bütün çileleri tatmış bir mücadele insanının, Düşüncelerini hem hikaye ve romanlarında hem de günlük yazılarında korkusuzca dile getiren, yazma eylemini sözcüğün tam anlamıyla bir yaşam ve mücadele biçimi olarak gören bir kişiliğin, Romanlarında, hikayelerinde aşkı ve toplumsal hayatı büyük bir ustalıkla harmanlayan, eserleri dünya dillerine çevrildikten sonra, “Türkiye’nin Maksim Gorki’si” diye tanımlanmış bir romancının, Her alanda tam bağımsızlığı, şeffaflığı, özgürlüğü ve her türlü emperyalizme karşıtlığı savunan; günlerin yıllara bedel olduğu gurbet hapishanelerinin kalın duvarları arasında, gökyüzüne açılan avlularda “Başın Öne Eğilmesin” diyebilen bir aydının, Hapislikten yolculuğa kadar karşılaştığı insanların yaşamından damıttığı öyküleri, aradan yıllar geçse de insanın yüreğinde taptaze izler bırakan ölümsüz bir yazarın, Türkçemize çok hizmet eden, pek çok şiiri bestelenen bir şairin, Köşe yazılarındaki duruşuyla ve tüm yaşamıyla tam bağımsızlığa inanmış bir yurtseverin, Öğrencilerinde iz bırakan bir idealist öğretmenin, Cumhuriyet tarihinin ilk faili meçhul aydın cinayetinin kurbanı olan düşünce insanının, Yaşamaya, direnmeye, yazmaya adanmış hayatında bir ufuk turu yapacaksınız.

  • Taksit Seçenekleri
    • Axess Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      79,60   
      79,60   
      2
      41,39   
      82,78   
      3
      28,13   
      84,38   
      6
      14,33   
      85,97   
      9
      9,73   
      87,56   
      Finansbank Kartları
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      79,60   
      79,60   
      2
      41,39   
      82,78   
      3
      28,13   
      84,38   
      6
      14,33   
      85,97   
      9
      9,73   
      87,56   
      Bonus Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      79,60   
      79,60   
      2
      41,39   
      82,78   
      3
      28,13   
      84,38   
      6
      14,33   
      85,97   
      9
      9,73   
      87,56   
      Paraf Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      79,60   
      79,60   
      2
      41,39   
      82,78   
      3
      28,13   
      84,38   
      6
      14,33   
      85,97   
      9
      9,73   
      87,56   
      Maximum Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      79,60   
      79,60   
      2
      41,39   
      82,78   
      3
      28,13   
      84,38   
      6
      14,33   
      85,97   
      9
      9,73   
      87,56   
      World Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      79,60   
      79,60   
      2
      41,39   
      82,78   
      3
      28,13   
      84,38   
      6
      14,33   
      85,97   
      9
      9,73   
      87,56   
      Diğer Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      79,60   
      79,60   
      2
      -   
      -   
      3
      -   
      -   
      6
      -   
      -   
      9
      -   
      -   
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
  • Yayınevinin Diğer Kitapları
  • Yazarın Diğer Kitapları
Kapat