Ürün Sepetinize Başarıyla Eklendi
Özgür Kalemler - Barış Doster -Halkkitabevi

Özgür Kalemler8 Kitap

Stok Kodu
6010612875884
Kapak Türü
Karton Kapak
Kağıt Türü
2. Hamur
Dili
Türkçe
249,00TL
%76 İNDİRİM
59,01TL
Taksitli fiyat : 9 x 7,21TL
Stokta var
6010612875884
622569
Özgür Kalemler
Özgür Kalemler 8 Kitap
Halk Kitabevi
59.01

BEKA SORUNU - EMİN ÇÖLAŞAN

“Deli pösteki sayar, biz oyları sayarız Maksat oy falan değil Billahi göz boyarız. Olmadı bir daha say, yeni baştan bir daha Bu ne iş, vay anam vay, sığınalım Allah'a Yeter Allah aşkına, yere batsın oyunuz Döndük aptala-şaşkına, yeter artık lütfen doyunuz Bu millet sürü değil, bunu böyle biliniz Lütfen beyler silkinip kendinize geliniz!” -Atilla Damar -

 

 

PAPAZI BULDUK - CAN ATAKLI

Sağlam bahaneler bulunması gerekiyordu. Sadece “dış güçler” diyerek toplumda algı yaratmak güçleşiyordu, biraz daha somut bahanelerin bulunması artık kaçınılmazdı. İşte “Papaz Olayı” böyle bir dönemde kamuoyunun gündemine girdi. Papaz, 15 Temmuz’dan sonra FETÖ’ye destek verdiği ve casusluk yaptığı gerekçesiyle tutuklanan Brunson’du. İzmir’de yaşayan ve 20 yılı aşkın süredir Türkiye’de olan Brunson, bir gizli tanığın ifadesine dayanılarak gözaltına alınmış sonra da tutuklanarak cezaevine konmuştu. 15 Temmuz sonrasında rahibin adı duyulmuştu ama üzerinde pek durulmamıştı. Oysa bu rahip bir süre sonra Türkiye’nin kaderinde önemli bir rol oynayacak, ekonomideki çöküşün, döviz ve faizlerin artmasının sorumlusu olarak sunulacak ve Türk halkı böyle bir bahane ile uyutulacaktı. Kısacası aslında “Papaz”, bir kod adından başka bir şey değil. Aniden patlayan döviz fiyatları, yükselen faizler, tutulamayan enflasyon, halkın çektiği ağır geçim sıkıntısı işte bu kod üzerinden pazarlanarak iktidarı koruyan bahaneler üretildi. O papaz olmasa sanki bu ekonomik sıkıntılar hiç yaşanmayacaktı. O papaz olmasa dış politikamız çok daha sağlıklı gidecekti. O papaz bir bahaneydi, çaresizlikten kurtulmanın bir anahtarı gibiydi.

 

İKTİDARIN YOLU - EREN ERDEM

Eren Erdem’den ezberleri bozan bir çıkış daha. Bu kitap, klasik şablonların ötesinde başka bir tanım yapıyor. Yaşanan tüm krizi çözecek somut analiz ve tahliller içeriyor. Kitap baskıya girmeden önce 10 ayrı kişiye okutuldu. Her biri farklı dünya görüşlerinden olan bu kişilerden, 1 cümle ile kitabı anlatmaları istendi. Kitap bittiğinde ne yapmam gerektiğini anladım. (Öğrenci/Fatma G…)

Gerçekten şaşırdım. Yıllarca yanlış yapmışız. Yanlış bir pozisyon almışız. Değişmeliyiz! (İşçi/Cenk A….)

Umut verici, ne yapmanız ve ne yapmamanız gerektiği konusunda ise ikna edici. (Büro Emekçisi/Derya İ…)

Türkiye’nin nasıl iyileşeceğini artık biliyorum. (Doktor/Salih Y…)

Popülizm kavramını hiç böyle düşünmemiştim. Daha doğrusu okumamışım. Ve nasıl mücadele edileceğini de. (Memur/Kemal Ö…)

Öğrendikleriniz sizi şaşırtacak! (Öğretmen/Lale K…)

Aslında büyük sandığınız güçlerin ne kadar küçük olduğunu ve yenilebilir olduğunu görüyorsunuz… (Mimar/İlknur S…)

Bir kişisel gelişim kitabı düşünün. Her okuyanı peşine takıp sürükleyebilecek bir kitap gibi. (Siyasetçi/ Deniz D…)

Bu kitap; İslamcıyla solcuyu, milliyetçiyle kürdü kısacası tüm kutuplaşmayı yok ediyor. Birleştiriyor. Buna çok ihtiyacımız var! (Yazar/Muharrem K…)

Perdeler açıldı, artık değişim kaçınılmaz! (Hukukçu/Onur C….)

Zihinlerde başlayan değişim, şehrin surlarını kuşattığında… (Eren Erdem)

 

BASKIN - SAYGI ÖZTÜRK

Bülent Arınç'a iki subay ve dolayısıyla Türk ordusu tarafından düzenleneceği iddia edilen suikast olayı baştan sona bir polis romanıdır. İnanılır gibi değildir. Şeytanın bile aklına gelmeyecek dümenler, yalanlar, kumpaslar, beyin yıkama mekanizmaları… Amaç, devletin ve askeriyenin en gizli bilgi ve belgelerinin saklandığı, doğrudan Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı olan "Seferberlik Tetkik Dairesi" isimli kuruluşa ve oradaki kozmik odalara girip arama yapmak ve eğer mümkünse darbe belgelerini (!) ele geçirmek.

Saygı Öztürk bu düzmece suikast olayını, bu rezaleti, bugüne kadar hiç bilmediğimiz boyutlarıyla belgeliyor. "Ellerine sağlık!" diyorum.

- Emin Çölaşan -

 

BÖYLE GİTMEZ - MUSTAFA BALBAY

Mustafa Balbay gündemi yakalayan yeni bir kitapla okurun karşısında.

16 Nisan referandumu öncesinde "İnsanı ve Devleti Yaşatmak İçin HAYIR" kitabını yazan Balbay Adalet yürüyüşünü "Vicdanın Ayak Sesleri YÜRÜYÜŞ" adıyla eserleştirdi.

Balbay bu kez parlementer sisteme son verecek tüm yetkileri bir kişiye teslim edecek rejim değişikliği girişimine karşı şöyle diyor:

Gelecek Cumhuriyet'in Köklerinde BÖYLE GİTMEZ.

Balbay bu kitabında Türkiye'nin 5 temel sorunu; eğitim dış politika ekonomi demokrasi ve toplumsal barıştaki durumu irdeliyor çözüm önerilerini sıralıyor.

Balbay'ın bilgi birikimini deneyimini Atatürk ve cumhuriyet sevdasını birleştirerek yazdığı bu kitap hep güncel kalacak.

 

İSTENMEYEN KİŞİ - TULUHAN TEKELİOĞLU

“İnsanlar sadece konuştukları şeylerden değil, sustukları
şeylerden de sorumludur.”

Uğur Mumcu

 

Bu kitap medya kuşatma altındayken yazıldı. Kuşatma devam ediyor.

“Neden?” sorusunu sorma cesareti gösterenler, bugün Türkiye’de Persona Non Grata, (İstenmeyen Kişi) ilan ediliyor.

Bugün Türkiye, cezaevinde en fazla gazetecinin olduğu ülkelerden biri. Gazetecilik mesleğinin suç gösterilmeye çalışıldığı bir dönemden geçiyoruz.

Neden? diye soran gazeteciler, ya ekmeğinden ediliyor, ya cezaevini boyluyor.

Türk basınından dünyaya bir terim hediye ettik;  Yandaş Medya! Bir zamanların merkez medyası, yandaş medya oldu ve Neden sorusunu ortadan kaldırdı, Yeni Türkiye’nin haberciliğini 4N1K ile sınırladı. İçinden geçtiğimiz dönem, gazetecisiyle, okuruyla, özgürlükleri kısıtlanıyla hepimizin canını yakıyor.

Artık karanlığa küfredeceğimize, karanlığa karşı bir mum yakmanın zamanı gelmedi mi?

Gazeteci olmak isteyen genç meslektaşlarım, mesleğe adım atmadan önce bu kitabı iki kez okusun isterim… İkinci kez okuduğunuzda da “Evet ben hâlâ gazeteci olmak istiyorum,” diyorsanız, aramıza hoş geldiniz!

 

YENİDEN İSTANBUL - TUBA EMLEK

Halk Tv'ye program yaparken yakından tanıma fırsatını bulduğum değerli meslektaşım Tuba Emlek, ‘Yeniden İstanbul' adlı bu kitabında, insanı saran, yer yer de sarsan çarpıcı üslubuyla adeta bir demokrasi zaferinin anıtını dikiyor…

Emlek görüneni değil görünmeyeni, konuşulanı değil söylenmeyeni dile getirerek Cumhuriyet ve Demokrasi tarihimizin en önemli, en kritik kilometre taşlarından birinin öyküsünu ustalıkla anlatıyor.

31 Mart 2019'da yapılan ve 23 Haziran 2019 tarihinde tekrarlandığında Ekrem İmamoğlu'nun zaferiyle sonuçlanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini, tüm detaylarıyla gözler önüne seriyor. Böylece muhteşem bir fikri takip örneği sergiliyor.

Tuba Emlek kitabını, zaferin gerçek mimarları olan kadınlarımıza adıyor.

Seçim kazandıran kadın olgusunu, birçok bilim dalından yararlanarak herkesin anlayabileceği örneklerle ve içten bir dille satırlara döküyor.

800 binlik oy farkıyla kazanılan İstanbul demokrasi zaferini daha çok kadınların bakış açısıyla yansıtan ‘Yeniden İstanbul' u okurken kendinizi adeta belgesel seyrediyormuş gibi hissedecek ve kadınlarımızın başarıdaki muhteşem katkılarını alkışlayacaksınız.

Teşekkürler Türk Kadını, teşekkürler Tuba Emlek…

- Uğur Dündar

 

SOPANIN UCUNDAKİ MÜTTEFİK - BARIŞ DOSTER

AKP'nin dış politikası, Ortadoğu'da yaşanan gerilimlerden Türkiye – Avrupa Birliği (AB) ilişkilerine, Türkiye'nin Afrika'ya yönelik ilgisinden Rusya'yla, Çin'le artan münasebetlerine dek hangi başlık altında incelenirse incelensin, özünde ABD'ye bağımlıdır.

Bölgede ABD ve İsrail'le uyumlu, İran'ı çevreleyip onunla rekabet edebilecek, Suriye'yi İran'dan koparıp sistemle bütünleştirmek için çabalayacak, Irak'ın parçalanmasına yardımcı olacak, Akdeniz'e uzanan bir Kürt koridoruna destek verip, sonra da Kürt devletinin hamiliğini yapacak bir Türkiye için, AKP iktidarı tasarlanmıştır. Büyük sermaye ve ordunun komuta kademesi de bu projeye destek vermiştir.

İkinci iktidar döneminde ise içeride ve dışarıda daha atak bir siyaset gütmüştür. Bunun içerideki simgesi Ergenekon tertibi, dışarıdaki simgesi ise Erdoğan'ın Ortadoğu liderliği için kurgulanan bir gösteri olduğu bir süre sonra anlaşılan “one minute” çıkışıdır.

Türkiye'nin iyice yalnızlaştığı dönem, Suriye politikasının kökten değiştiği dönemdir. Ortak bakanlar kurulu düzenleyen, karşılıklı olarak vizeleri kaldıran, sınır ticaretini geliştiren, liderleri ailece birlikte tatil yapacak kadar yakınlaşan Türkiye ve Suriye ilişkilerinin yerini, Ankara'nın Şam'a karşı izlediği düşmanca tutum almıştır. “Dostum, kardeşim Esad” söylemi, yerini “halkına kıyan diktatör Esed” söylemine bırakmıştır.

AKP'nin dış politikasında Amerikancılık ile “Yeni Osmanlıcılık” iç içedir. AKP, Cumhuriyet'e “reklam arası”, “parantez” derken, Osmanlı mirasını sahiplenirken, hayranlarının Recep Tayyip Erdoğan'a “son Osmanlı padişahı”, “cihan sultanı”, “asrın lideri” demesi boşuna değildir. AKP'nin dilinden “Yeni Türkiye” düşmezken, Ortadoğu'da Yeni Osmanlıcılık yapmaktadır ama KKTC'de Annan Planı'nı desteklemiştir.

  • Açıklama
    • BEKA SORUNU - EMİN ÇÖLAŞAN

      “Deli pösteki sayar, biz oyları sayarız Maksat oy falan değil Billahi göz boyarız. Olmadı bir daha say, yeni baştan bir daha Bu ne iş, vay anam vay, sığınalım Allah'a Yeter Allah aşkına, yere batsın oyunuz Döndük aptala-şaşkına, yeter artık lütfen doyunuz Bu millet sürü değil, bunu böyle biliniz Lütfen beyler silkinip kendinize geliniz!” -Atilla Damar -

       

       

      PAPAZI BULDUK - CAN ATAKLI

      Sağlam bahaneler bulunması gerekiyordu. Sadece “dış güçler” diyerek toplumda algı yaratmak güçleşiyordu, biraz daha somut bahanelerin bulunması artık kaçınılmazdı. İşte “Papaz Olayı” böyle bir dönemde kamuoyunun gündemine girdi. Papaz, 15 Temmuz’dan sonra FETÖ’ye destek verdiği ve casusluk yaptığı gerekçesiyle tutuklanan Brunson’du. İzmir’de yaşayan ve 20 yılı aşkın süredir Türkiye’de olan Brunson, bir gizli tanığın ifadesine dayanılarak gözaltına alınmış sonra da tutuklanarak cezaevine konmuştu. 15 Temmuz sonrasında rahibin adı duyulmuştu ama üzerinde pek durulmamıştı. Oysa bu rahip bir süre sonra Türkiye’nin kaderinde önemli bir rol oynayacak, ekonomideki çöküşün, döviz ve faizlerin artmasının sorumlusu olarak sunulacak ve Türk halkı böyle bir bahane ile uyutulacaktı. Kısacası aslında “Papaz”, bir kod adından başka bir şey değil. Aniden patlayan döviz fiyatları, yükselen faizler, tutulamayan enflasyon, halkın çektiği ağır geçim sıkıntısı işte bu kod üzerinden pazarlanarak iktidarı koruyan bahaneler üretildi. O papaz olmasa sanki bu ekonomik sıkıntılar hiç yaşanmayacaktı. O papaz olmasa dış politikamız çok daha sağlıklı gidecekti. O papaz bir bahaneydi, çaresizlikten kurtulmanın bir anahtarı gibiydi.

       

      İKTİDARIN YOLU - EREN ERDEM

      Eren Erdem’den ezberleri bozan bir çıkış daha. Bu kitap, klasik şablonların ötesinde başka bir tanım yapıyor. Yaşanan tüm krizi çözecek somut analiz ve tahliller içeriyor. Kitap baskıya girmeden önce 10 ayrı kişiye okutuldu. Her biri farklı dünya görüşlerinden olan bu kişilerden, 1 cümle ile kitabı anlatmaları istendi. Kitap bittiğinde ne yapmam gerektiğini anladım. (Öğrenci/Fatma G…)

      Gerçekten şaşırdım. Yıllarca yanlış yapmışız. Yanlış bir pozisyon almışız. Değişmeliyiz! (İşçi/Cenk A….)

      Umut verici, ne yapmanız ve ne yapmamanız gerektiği konusunda ise ikna edici. (Büro Emekçisi/Derya İ…)

      Türkiye’nin nasıl iyileşeceğini artık biliyorum. (Doktor/Salih Y…)

      Popülizm kavramını hiç böyle düşünmemiştim. Daha doğrusu okumamışım. Ve nasıl mücadele edileceğini de. (Memur/Kemal Ö…)

      Öğrendikleriniz sizi şaşırtacak! (Öğretmen/Lale K…)

      Aslında büyük sandığınız güçlerin ne kadar küçük olduğunu ve yenilebilir olduğunu görüyorsunuz… (Mimar/İlknur S…)

      Bir kişisel gelişim kitabı düşünün. Her okuyanı peşine takıp sürükleyebilecek bir kitap gibi. (Siyasetçi/ Deniz D…)

      Bu kitap; İslamcıyla solcuyu, milliyetçiyle kürdü kısacası tüm kutuplaşmayı yok ediyor. Birleştiriyor. Buna çok ihtiyacımız var! (Yazar/Muharrem K…)

      Perdeler açıldı, artık değişim kaçınılmaz! (Hukukçu/Onur C….)

      Zihinlerde başlayan değişim, şehrin surlarını kuşattığında… (Eren Erdem)

       

      BASKIN - SAYGI ÖZTÜRK

      Bülent Arınç'a iki subay ve dolayısıyla Türk ordusu tarafından düzenleneceği iddia edilen suikast olayı baştan sona bir polis romanıdır. İnanılır gibi değildir. Şeytanın bile aklına gelmeyecek dümenler, yalanlar, kumpaslar, beyin yıkama mekanizmaları… Amaç, devletin ve askeriyenin en gizli bilgi ve belgelerinin saklandığı, doğrudan Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı olan "Seferberlik Tetkik Dairesi" isimli kuruluşa ve oradaki kozmik odalara girip arama yapmak ve eğer mümkünse darbe belgelerini (!) ele geçirmek.

      Saygı Öztürk bu düzmece suikast olayını, bu rezaleti, bugüne kadar hiç bilmediğimiz boyutlarıyla belgeliyor. "Ellerine sağlık!" diyorum.

      - Emin Çölaşan -

       

      BÖYLE GİTMEZ - MUSTAFA BALBAY

      Mustafa Balbay gündemi yakalayan yeni bir kitapla okurun karşısında.

      16 Nisan referandumu öncesinde "İnsanı ve Devleti Yaşatmak İçin HAYIR" kitabını yazan Balbay Adalet yürüyüşünü "Vicdanın Ayak Sesleri YÜRÜYÜŞ" adıyla eserleştirdi.

      Balbay bu kez parlementer sisteme son verecek tüm yetkileri bir kişiye teslim edecek rejim değişikliği girişimine karşı şöyle diyor:

      Gelecek Cumhuriyet'in Köklerinde BÖYLE GİTMEZ.

      Balbay bu kitabında Türkiye'nin 5 temel sorunu; eğitim dış politika ekonomi demokrasi ve toplumsal barıştaki durumu irdeliyor çözüm önerilerini sıralıyor.

      Balbay'ın bilgi birikimini deneyimini Atatürk ve cumhuriyet sevdasını birleştirerek yazdığı bu kitap hep güncel kalacak.

       

      İSTENMEYEN KİŞİ - TULUHAN TEKELİOĞLU

      “İnsanlar sadece konuştukları şeylerden değil, sustukları
      şeylerden de sorumludur.”

      Uğur Mumcu

       

      Bu kitap medya kuşatma altındayken yazıldı. Kuşatma devam ediyor.

      “Neden?” sorusunu sorma cesareti gösterenler, bugün Türkiye’de Persona Non Grata, (İstenmeyen Kişi) ilan ediliyor.

      Bugün Türkiye, cezaevinde en fazla gazetecinin olduğu ülkelerden biri. Gazetecilik mesleğinin suç gösterilmeye çalışıldığı bir dönemden geçiyoruz.

      Neden? diye soran gazeteciler, ya ekmeğinden ediliyor, ya cezaevini boyluyor.

      Türk basınından dünyaya bir terim hediye ettik;  Yandaş Medya! Bir zamanların merkez medyası, yandaş medya oldu ve Neden sorusunu ortadan kaldırdı, Yeni Türkiye’nin haberciliğini 4N1K ile sınırladı. İçinden geçtiğimiz dönem, gazetecisiyle, okuruyla, özgürlükleri kısıtlanıyla hepimizin canını yakıyor.

      Artık karanlığa küfredeceğimize, karanlığa karşı bir mum yakmanın zamanı gelmedi mi?

      Gazeteci olmak isteyen genç meslektaşlarım, mesleğe adım atmadan önce bu kitabı iki kez okusun isterim… İkinci kez okuduğunuzda da “Evet ben hâlâ gazeteci olmak istiyorum,” diyorsanız, aramıza hoş geldiniz!

       

      YENİDEN İSTANBUL - TUBA EMLEK

      Halk Tv'ye program yaparken yakından tanıma fırsatını bulduğum değerli meslektaşım Tuba Emlek, ‘Yeniden İstanbul' adlı bu kitabında, insanı saran, yer yer de sarsan çarpıcı üslubuyla adeta bir demokrasi zaferinin anıtını dikiyor…

      Emlek görüneni değil görünmeyeni, konuşulanı değil söylenmeyeni dile getirerek Cumhuriyet ve Demokrasi tarihimizin en önemli, en kritik kilometre taşlarından birinin öyküsünu ustalıkla anlatıyor.

      31 Mart 2019'da yapılan ve 23 Haziran 2019 tarihinde tekrarlandığında Ekrem İmamoğlu'nun zaferiyle sonuçlanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini, tüm detaylarıyla gözler önüne seriyor. Böylece muhteşem bir fikri takip örneği sergiliyor.

      Tuba Emlek kitabını, zaferin gerçek mimarları olan kadınlarımıza adıyor.

      Seçim kazandıran kadın olgusunu, birçok bilim dalından yararlanarak herkesin anlayabileceği örneklerle ve içten bir dille satırlara döküyor.

      800 binlik oy farkıyla kazanılan İstanbul demokrasi zaferini daha çok kadınların bakış açısıyla yansıtan ‘Yeniden İstanbul' u okurken kendinizi adeta belgesel seyrediyormuş gibi hissedecek ve kadınlarımızın başarıdaki muhteşem katkılarını alkışlayacaksınız.

      Teşekkürler Türk Kadını, teşekkürler Tuba Emlek…

      - Uğur Dündar

       

      SOPANIN UCUNDAKİ MÜTTEFİK - BARIŞ DOSTER

      AKP'nin dış politikası, Ortadoğu'da yaşanan gerilimlerden Türkiye – Avrupa Birliği (AB) ilişkilerine, Türkiye'nin Afrika'ya yönelik ilgisinden Rusya'yla, Çin'le artan münasebetlerine dek hangi başlık altında incelenirse incelensin, özünde ABD'ye bağımlıdır.

      Bölgede ABD ve İsrail'le uyumlu, İran'ı çevreleyip onunla rekabet edebilecek, Suriye'yi İran'dan koparıp sistemle bütünleştirmek için çabalayacak, Irak'ın parçalanmasına yardımcı olacak, Akdeniz'e uzanan bir Kürt koridoruna destek verip, sonra da Kürt devletinin hamiliğini yapacak bir Türkiye için, AKP iktidarı tasarlanmıştır. Büyük sermaye ve ordunun komuta kademesi de bu projeye destek vermiştir.

      İkinci iktidar döneminde ise içeride ve dışarıda daha atak bir siyaset gütmüştür. Bunun içerideki simgesi Ergenekon tertibi, dışarıdaki simgesi ise Erdoğan'ın Ortadoğu liderliği için kurgulanan bir gösteri olduğu bir süre sonra anlaşılan “one minute” çıkışıdır.

      Türkiye'nin iyice yalnızlaştığı dönem, Suriye politikasının kökten değiştiği dönemdir. Ortak bakanlar kurulu düzenleyen, karşılıklı olarak vizeleri kaldıran, sınır ticaretini geliştiren, liderleri ailece birlikte tatil yapacak kadar yakınlaşan Türkiye ve Suriye ilişkilerinin yerini, Ankara'nın Şam'a karşı izlediği düşmanca tutum almıştır. “Dostum, kardeşim Esad” söylemi, yerini “halkına kıyan diktatör Esed” söylemine bırakmıştır.

      AKP'nin dış politikasında Amerikancılık ile “Yeni Osmanlıcılık” iç içedir. AKP, Cumhuriyet'e “reklam arası”, “parantez” derken, Osmanlı mirasını sahiplenirken, hayranlarının Recep Tayyip Erdoğan'a “son Osmanlı padişahı”, “cihan sultanı”, “asrın lideri” demesi boşuna değildir. AKP'nin dilinden “Yeni Türkiye” düşmezken, Ortadoğu'da Yeni Osmanlıcılık yapmaktadır ama KKTC'de Annan Planı'nı desteklemiştir.

  • Taksit Seçenekleri
    • Axess Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      59,01   
      59,01   
      2
      30,69   
      61,37   
      3
      20,85   
      62,55   
      6
      10,62   
      63,73   
      9
      7,21   
      64,91   
      Finansbank Kartları
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      59,01   
      59,01   
      2
      30,69   
      61,37   
      3
      20,85   
      62,55   
      6
      10,62   
      63,73   
      9
      7,21   
      64,91   
      Bonus Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      59,01   
      59,01   
      2
      30,69   
      61,37   
      3
      20,85   
      62,55   
      6
      10,62   
      63,73   
      9
      7,21   
      64,91   
      Paraf Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      59,01   
      59,01   
      2
      30,69   
      61,37   
      3
      20,85   
      62,55   
      6
      10,62   
      63,73   
      9
      7,21   
      64,91   
      Maximum Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      59,01   
      59,01   
      2
      30,69   
      61,37   
      3
      20,85   
      62,55   
      6
      10,62   
      63,73   
      9
      7,21   
      64,91   
      World Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      59,01   
      59,01   
      2
      30,69   
      61,37   
      3
      20,85   
      62,55   
      6
      10,62   
      63,73   
      9
      7,21   
      64,91   
      Diğer Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      59,01   
      59,01   
      2
      -   
      -   
      3
      -   
      -   
      6
      -   
      -   
      9
      -   
      -   
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
  • Yayınevinin Diğer Kitapları
  • Yazarın Diğer Kitapları
Kapat